Öğle arasında okulun bahçesinde top oynayıp müdür yardımcısından azar yediğimiz güneşli bir bahar gününün akşamı son iki dersimiz geometriydi. Öğretmenim Öklid bağıntılarını anlatıyor, not almamız için formülleri tekrar tekrar söylüyor, söylediklerini not almamızın ne kadar önemli olduğunu telkin ediyordu. Öğretmen yüksek ve anlaşılır bir sesle formülleri tekrar ederken benimle göz göze geldi, not almadığımı gördü ve inceden bir kızarak derse devam etti.
Ertesi günü öğretmenler odasında aynı öğretmenime bir soru sordum, öğretmenimse önce not almazsam böyle olacağını söyleyip bana kızdı, sonra ilk sınavdan kaç aldığımı sordu. Notumun iyi olduğunu duymak çok hoşuna gitmeyince de yine sert bir tonla “Fazla almışsın.” dedi. :) (Hocam daha sonra benle konuştu ve meseleyi tatlıya bağladık, kendisi dünya tatlısı bir insandır, üzerimde de çok emeği vardır).
Peki neden basitçe not almak yerine tüm bu dertlerle uğraşıyordum? Çünkü not almak benim gözümde anlamsızdan da öteydi, zararlıydı. Not alırken öğretmenin söylediği üzerine düşünemiyordum, dolayısıyla söylediğini anlamıyordum. Ancak dinleyip anlarsam zaten not almama da gerek kalmıyordu ve iki formülü ezberlemek için onları not almaya da ihtiyacım yoktu.
Sonuç olarak okullar açılmadan bir gün önce gerginlikle karışık bir heyecanla aldığımız defterleri her sene sonunda kullanılmamış bir şekilde eve geri getiriyordum. Üniversitede de durum çok farklı olmadı. Notlarla pek işim yoktu, dersleri dinler ve anlamaya çalışırdım. Anlamazsam internetten aynı konuda başka bir hocanın kayıtlarını bulup bir de onu dinlerdim.
Bu huyum normal olarak işe başlayınca da devam etti.
Ancak yıllar beni bambaşka bir noktaya getirdi. İşe başladıktan kısa süre sonra not tutmanın ne kadar önemli olduğunu anladım. Sebeplerim şöyle:
- Eğitim hayatınızda not tutmamanız sadece sizi ilgilendiriyor. Belleğinize güvenip aklınıza kaydedebilirsiniz, unutursanız sınavda yapamazsınız ve daha düşük bir not alırsınız. Ama iş hayatında bir şeyi unutmak sizinle beraber başka insanları da mağdur edebiliyor.
- Gün içinde yapmanız gereken onlarca şey, konuşmanız gereken bir sürü insan oluyor. Ama hem sizin, hem diğer insanların zamanı kısıtlı, ve tabii ki herkes her zaman sizin sorularınız için müsait olmadığı gibi kimse de günde farklı zamanlarda 9 kez onlara mesaj atmanızı istemiyor. Dolayısıyla birisi ile geçirdiğiniz 15 dakika çok kıymetli, ve o zamanı mümkün olduğunca efektif geçirmek için önceden aldığımız notlardan bu kişiyle alakalı olan her şeyi gruplayıp, düzgün bir sırayla her konudan bahsetmek önemli.
- “Aklımda bir şey vardı” hissinden nefret ediyorum. İşimiz zaten mental olarak yorucu, aklıma gelen kağıdımda olsun ve aklımı rahat bırakayım istiyorum.
- Aynı şeyin bana iki kez söylenmesini sevmiyorum. Birisi bana bir şey anlatıyorsa anlayana kadar sorularımı soruyorum, notlarımı alıyorum ve sonra unuttuğum zaman yeniden sormak yerine notlarıma bakıyorum.
- Daily’de “what did I do yesterday…” diye 15 saniye düşünüp herkesi yormayı sevmiyorum.
- Girdiğim çoğu toplantıda sonrasında takip etmem gereken bir şey oluyor (ona bunu sor, şuna şunu yaz gibi) ve bunları da aklımda tutmakla uğraşmak istemiyorum.
Tüm bu sebeplerden ötürü gün içinde durmadan not alıyorum. Başlarda bir adet not defterim vardı ve her şeyi bu deftere yazıyordum. Kısa süre içinde yönetilemez bir hale geldi. Defterler doluyor, neyin nerde olduğu belli olmadığı gibi sonrasında yazımı okumak da çok zor oluyordu. Bunun çalışmadığını görünce bilgisayarımda her konu için her gün bir “txt” dosyası açıp notlarımı bunlara almaya başladım. Bu metod ilkinden etkili olsa da notlar arası referans eksikliği ve deftere yazmak gibi anında yapabileceğin bir işlem olmadığı için (editörünle dosyayı açma işini her an yapamıyorsun) çalışmadı.
Daha sonra bir reMarkable 2 aldım. Bu ilk metoda çok benziyordu, ancak aldığım notlar dijital olarak saklanacağı için her an her şeye ulaşabilecektim, istediğim kadar farklı defter açma imkanım vardı, ayrıca bilgisayarda görüntülemek istersem notları kendime mail olarak da gönderebiliyordum. El yazıma da biraz daha dikkat edince not sorunumu artık çözdüğümü düşündüm. Bu metod uzun bir süre çalıştı, ancak yine de çok temel bir sorun vardı: Notlar arası referans eksikliği. Her şeyi görece gruplanmış ve hızlı biçimde not alıyordum almasına ama X konusunda bir ay önce aldığım bir notu bulmak hala çok zor oluyordu.
Yakın zamanda, bir Open Source bursunun sponsorları arasında bir not alma aracı gördüm. Roam Research. İlgilenenleri detayları keşfetmeleri için linke bırakıyorum ama özünde çift yönlü bir graph düşünebilirsiniz, [[ ]] içine aldığınız her şeye bir link oluşturuyor ve o linke gittiğinizde farklı dosyalarda nerde onu linklediyseniz görebiliyorsunuz. Hatta oluşturduğunuz “defterlerin” adı bile graph. Bunun avantajı da basit ama çok çok önemli, benim X konusunda aldığım her notun yeri belli. X etiketine tıklayınca rahatça hangi gün neyi not almışım görebiliyorum. Yarım bıraktığım ya da sonra yapacağım her şeye bir “progress bar” atamış oluyorum. Kafamın içinde dönen her şeyi Roam’a ifade edebiliyorum gibi hissediyorum, bence bu bir not alma aracı için en kritik şey. Roam’ın bütün mükemmelliği yetmezmiş gibi üzerine bir de Clojure💚 ile geliştirilmiş.
Şu anda bilgisayardan ya da telefondan not alma fırsatım varsa direkt Roam’ı kullanıyorum. Remarkable’ım da bilgisayardan not alamadığım durumlar için hep yanımda, ve gün sonu bir kez Remarkable’ı Roam’a syncliyorum. Keşke Roam içinde vim kısayolları da çalışsaydı. Onu da belki ben yaparım. Sıradaki 103. side project de bu olsun.
Benim için bu ikili çok iyi çalışıyor. Osman Hocam görse gurur duyardı.
Son cümle. ReadAI gibi AI toollarını da denedim ama aldığı notların yarısı dümenden, umarım bir gün AI herkesin yaptığını söylediklerini yapabilir hale gelir.